19 Haziran 2012 Salı

İncinmeye Yedi Yanıt- 2

İncinmeye İKİNCİ Yanıt

Cezalandırma ... Öyleyse onların cezalandırılmaları gerektiğini düşünüyorsunuz… “Ceza suça uysun” her medeni toplumun çağrısıdır.  Veya öyle görünüyor.  Fakat bu, toplumun intikamı başka bir kılığa sokarak gizleyen bir cezalandırma  şekli değil midir? Adalet sistemi duygusal önyargıdan özgür olarak tasarlanmış gibi görünmesine rağmen, çoğunlukla adalet arayanların, yapılana karşı öfke, yapılabilecek olana karşı ise korkuyla güdüldükleri görülmektedir.  Bu, “onlar hak ettiklerini almalılar” diyen bir yanıttır.  Ve hepimiz içten içe bunun adalet adı altında kılık değiştirmiş intikam olduğunu biliriz.  
Her hangi bir insanı aile ve arkadaşlarıyla söyleşme fırsatından geri çekmek, kişinin kendi hayatını özgürce yaratma fırsatını yadsımak, bir başkasının ifade etme özgürlüğünü bastırmak, suçtan sorumlu olan kişi kendi hapsinin kendi yasalara aykırı eylemlerinden dolayı olduğunu bildiği halde, sadece daha fazla öfke ve gücenmeyi teşvik eder.  
 Hapsetmek, “Sen suçlusun, reddedildin ve senin için umut yok.” demektir.  Bu üçlü kınama şekli bir şefkat eksikliğini belirtir, bu ise sevgisiz bir ilişki demektir. Bunlar alınan her ceza için “Canın cehenneme…. Sana hiçbir borcum yok…Çıktığım zaman bunu ödeyeceksin….” gibi yanıtların gelişmesine neden olan mükemmel koşullardır. 
 Bununla beraber, cezaya uğrayanların duygusal bağımlılıklarını anladığınız zaman,  ceza ve tecritin onların davranışlarını ve böylece davranışlarının temeli olan inanç, algılama ve tutumlarını düzelteceğine inanan hala pek çok insan olduğunu görmek gerçekten de şaşırtıcı olmaz. Bu gerçekte adalet kılığına girmiş korkudur.
“Ceza suça uygun olsun” adaletin çağrısıdır.  Onlar suçun mevcut olmadığını fark etmezler.  Evet, bütünleşmeyi, uyum sağlamayı, birleşmeyi, başkalarını kabullenmeyi, başkalarına sevgi vermeyi henüz öğrenmemiş kişiler mevcuttur.  Evet, bilgisizlikten gelen hırsa ve öfkeye dayanan eylemler vardır.  Bütün suçlar dünyanın ve dünyadaki ilişkilerin nasıl faaliyet gösterdiğine dair temel bir bilgisizlikten türerler.  Bu ise temelde “ben kimim” hakkındaki cehalettir: bu benlik hakkındaki, bilinçli benlik hakkındaki bilgisizliktir.  Bütün suçların kökü bilgisizliktedir.  Bilgisizlik ne zamandan beri suçtur?
Peki göz ardı edilmek, böylece de zihinde suç diye adlandırılan bilgisizliğin hüküm sürmesi nedir? Hakikat göz ardı edilmektedir, fakat bunun göz ardı edildiğine dair farkındalık yoktur, çünkü pek az kişi neyin doğru olduğunu idrak eder.  Suçlu zihin hakikat olmayan bir dizi inançla şekillenir, davranış ise bu inançlara dayanan düşüncelerden ortaya çıkar. Bu nedenle, hepimiz suçlu zihinlere sahibiz ve hepimiz yasayı bozmaya yelteniriz, sadece zihinsel düzeyde olsa bile. Yazının daha sonraki kısmında suçlu düşünmeye ve bazıları içinde suçlu davranışlara neden olan bazı yaygın inançlar bulunuyor.  Her hangi birisini tanıyor musunuz?  
Yanlış fakat yaygın toplumsal inançlar Hakikatler
Sizi mutlu etmesi için başka insanların sahip olduklarına ihtiyacınız var. Nerede olursanız olun, ne yaparsanız yapın, kendinizi hoşnut edebilirsiniz.
Diğer insanlar sizi üzüyor ve kalbinizi kırıyor. Kendinizi siz üzüyorsunuz ve kalbiniz sadece bağımlı olduğu şey bozulduğu veya kaybedildiği zaman kırılıyor.
Başarı nesnelerin elde edilmesi ve bir statünün kazanılması ile tanımlanır. Başarı zihnin istikrarı ve kalbin hoşnutluğudur.
Ne kadar fazla şeye sahip olursanız, o kadar mutlu olursunuz. Gerçek mutluluk içimizden dışarıya doğrudur, dışarıdan içeriye değil.
Başkaları benim istediğim gibi dans etmeli ve benim yapmalarını istediğim şeyi yapmalılar. Başka bir insanın bilincinin hiçbir kısmını kontrol edemezsiniz.
Hayatınızı eksiksiz kılmak için bir şeylere “daha” ihtiyacınız var. Siz zaten eksiksizsiniz ve hayatınız bunu ifade etmek için bir fırsattır; bunu ifade ettikçe fark edersiniz.
Elde edebildiğinizi mümkün olduğu kadar çabuk elde etmelisiniz ve elde ettiğinizi mümkün olduğu kadar uzun süre tutmalısınız. Elde ettiğiniz şey tutabileceğiniz bir şey değildir, çünkü gerçekte hiçbir şeye sahip olamazsınız. 
 Bilgisizlik, suçlu zihin diye adlandırılan ve neticede düşünce ve seçimleri şekillendiren yanlış inançları öğrenmekle doğar ve desteklenir.    Yani pek çok kişinin, bilgisizliklerinden dolayı başkalarını cezalandırmak istediği bir dünyada yaşıyoruz.  İnsanların yollarını değiştirmeleri için aydınlatmanın, güçlendirmenin ve teşvik etmenin tek yolu eğitimleri, öğrenmeleri ve daha fazla öğrenmeleri için bir durum, ortam, fırsat yaratmaktır.  Kabul etmeyi bir yana bırakın, bunu görmek bile çoğumuz için zordur.  Eğer göremezseniz, şimdilik bir yana bırakın.
Suç değil, eylemde cehalet vardır.  Kurban değil, sadece “mağdur” olduklarına inananlar vardır.  Onlar da bir çeşit cehalet içindedirler, çünkü kendi izinleri olmadan başka birisi tarafından mağdur edilemeyeceklerinin henüz farkına varmamışlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder