19 Haziran 2012 Salı

İncinmeye Yedi Yanıt- 5

İncinmeye BEŞİNCİ yanıt

Unutmak.. Demek ki bunun olup bittiğini unutmak istiyorsunuz… İyi fikir,  kolay mı?  Bazılarının bunu başkalarından daha kolay yaptıkları görülüyor.  Fakat burada “görünüyor” anahtar kelime, çünkü onlar, tüm gücenme ve hiddeti bilinçaltlarında biriktirdiklerini belki de yıllar sonra fark ediyor ve sonra da bir gün ve belki de hatta daha dokunaklı bir şekilde ortaya çıkıyorlar!
Bazıları gerçek affetmenin unutmak olduğunu söylerler.  Bazı incinmeleri unutmak kolaydır. Sizi küçümseyen veya kalbinizi iğnelemeyi amaçlayan yorumu yapan bir kişiyi affetmek gibi.  
Bazı incinmeleri unutmak çok zor gibi görünür, iş nedeniyle sizi dolandıran birisi veya sevilen birisinin öldürülmesi gibi.  Ve sonra da sosyal, unutulması imkânsız gibi görünen incinmeler vardır, savaş gibi.  Fakat gene de, unutmadığınızda aslında tekrarladığınızı fark etmek muazzam bir idrak olabilir!  Diyelim ki başka bir kişinin sizi darılttığına ve bu nedenle de olumsuz duygularınıza onun neden olduğuna dair yanılsamaya takılmışsınız, bunun sadece bir kez olduğunu, fakat zihninizin ekranında bunu yüzlerce, belki de binlerce kere “yeniden” oynattığınızı görebiliyor musunuz?
İşte incinmenin hakikati…   Başka birisinin söylediği veya yaptığı, inciten bir şeyi her düşündüğünüzde, sadece bunun olduğu anı kendi zihninizde tekrarlarsınız. Diyelim ki bunu 99 kez düşündünüz.  Diğer kişi yapmış ya da söylemiş olduğu şeyi yalnızca bir kez yaptı.  Fakat siz bunu kafanızın içinde 99 kere yaparsınız, peki burada kim kimi incitiyor?  Kendinizi siz incitiyorsunuz. 
Bu çılgınlık değil midir? Bu nedenle dünyaya bir göz attığınızda hemen hemen herkesin çıldırmış olduğu sonucuna varırsınız, çünkü kendilerini incinmiş hissedenler, her zaman için kendilerini incitmeye devam etmektedirler.  Bu gerçekten de dünya çapında bir kendine-zarar verme halidir.
Öyleyse artık kendinize zarar vermeyin.  Acınıza son verin, diğer kişinin sözleri veya dünkü eylemleri gibi, yanlışlıkla acınıza neden olduğuna inandığınız şeyleri bırakın.  Buna takıldığınız ve kendinizi incittiğiniz için kendinizi affedin ve hayatınıza devam edin.  Büyük ya da küçük, tüm kederlerinizi bırakın. Aksi halde sadece içten dışa doğru kendinizi öldürürsünüz.  
Bodhi ağacının altındaki uzun meditasyonunda Buda, tüm üzüntülerin nedeninin kökünde bağımlılık olduğunu fark etmiştir.  İnsanların tüm acılarının temelinde bağımlılık vardır.  Dışsal değil, fakat içsel bağımlılık.  İnsanlar her şeyin zihinde olduğunu söylediklerinde, bu doğrudur.  Zihin ekranınızdaki imajlara bağımlı hale gelirsiniz ve birisi zihninizdeki imajın dışarıdaki formuna dokunduğunda, rahatsız olur, bu rahatsızlığı hisseder ve bunu acı veya üzüntü diye adlandırırsınız.  
Örnek olarak çocuğunuzu alalım.  Çocuğunuza çok bağımlısınızdır.  Sevginin bağımlılık olmadığını fark etmezsiniz.  Ve çocuğunuza bir şey olduğunda ve çocuğunuz acısını ifade ettiği zaman, bunu kötü olarak görürsünüz, dolayısıyla kötü hissedersiniz ve bu sanki size oluyormuş gibi hissedersiniz.  Fakat tabii ki öyle değildir.  
Burada kasten aşırı bir örnek kullanıyorum, çünkü başka birisi tarafından incitilmişsiniz gibi göründüğünde, öylesine kabul edip hayatınıza devam etmek pek kolay değildir.  Fakat eğer isterseniz yapabilirsiniz.  Aslında, neticede zaten yapmanız gerekecek. Hatta muhtemelen siz yapmadan önce çocuğunuz hayatına devam edecektir!  Bağımsız olmak ilgilenmemek demek değildir.  Sadece kenarda durup seyretmek anlamına gelmez.  Zihninizin ekranında, başka birisinin veya başka bir şeyin imajında kendinizi kaybetmemeniz demektir.  O zaman duygusal olarak rahatsız olmazsınız, onlara bir şey olduğu zaman olumsuz bir tepki göstermezsiniz. Sakin kalabilir ve onların bu deneyimden geçmelerine tam olarak yardım edebilirsiniz.  
Bağımsız olduğunuzda, öfkelenmek veya üzülmek, korkmak veya kederlenmek mümkün değildir.  Fakat eğer bu duygulardan her hangi birisinin tiryakisiyseniz, bağımsızlık fikrine direnirsiniz, çünkü bunu bir tehdit olarak görürsünüz.  Evet, pek çok kişi tersini savunup insan doğasının bağımlılık olduğunu söylese de, bağımsız olmak insanın doğasıdır.  Bağımsız olmak doğaldır, çünkü eğer bağımlı olursanız, başkaları için bir sevgi kaynağı olamazsınız.  Ve sevgi sadece gerçek doğanız değildir,  sevgi sizsiniz.  Bütün bağımlılıklar kalbinizi bloke eder ve bu nedenle de sevginizin dünyaya akışını engeller.  
Pek çok kişinin yaptığı gibi, meseleleri daha kötü hale getirince, sadece bağımlı ve acıya tiryaki hale gelmezsiniz, fakat hatta kendinizi acı çeken birisi olarak özdeşleştirir, kendinizi yarattığınız acının kurbanı olarak tanımlarsınız. Bu nedenle dünyada bir sürü kişi kendilerini kurban olarak adlandırır ve bunu söylemeyenler de muhtemelen böyle düşünürler.  Kurban yoktur, sadece zihinlerinde kendi yaratmış oldukları imajlara bağımlı ve yanlışlıkla bununla özdeşleşmiş kişiler vardır.  Bu noktada ego doğar.  Ego düşmandır, tek düşmandır.  
Öyleyse bunu yaptığınızı fark ediyorsanız, neden durdurmayasınız.  Neden bir kurban olmaya son vermeyesiniz, yaratılan incinmeleri yeniden tekrarlamaya son verip, acınıza hiç kimsenin neden olmadığını hatırlamayasınız?  Bunu yapan sadece ve daima sizsiniz.  Burada kendimi mi tekrarlıyorum?  Size kendimi tekrarlıyorum gibi mi geliyor?  Bütün bu tekrarlamalardan dolayı biraz sinirleniyor musunuz?  Sinirlenmenizi kim yaratıyor? Teşekkürler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder