19 Haziran 2012 Salı

İncinmeye Yedi Yanıt- 6

İncinmeye ALTINCI Yanıt

Geri ödemek.. Demek ki geri ödeme zamanını ve size geri ödendiğini kabul ederek incinmenizin sorumluluğunu alıyorsunuz… Etki-tepki yasası basittir, dışarıya ne gönderirseniz, geri alırsınız.  Her birimiz her zaman bir şeyler yayarız (dışarı göndeririz).  Düşünce, duygu, tutum ve eylemler ilişkiler dünyasına her gün, her an gönderdiğimiz paketler gibidir.  Ve bunların hepsi geri döner.  Bu, en basit seviyedeki etki-tepki yasasıdır – ekmek ve biçmek, etki ve tepki,  giden geri gelir.
Bu yasa karşılıklı ilişki yasasıdır ve evrenseldir.  Bu yasayı anlayın ve kabullenin ve her incinmenin, ne kadar ciddi olursa olsun, sadece geçmiş düşünce/tutum/eylemlerin geri dönüşü olduğunu anlar ve kabul edersiniz.  Geçmiş sadece bir dakika öncesi bile olabilir.  Dışarıya olumlu olanı verirsiniz ve geriye olumlu gelir.  Dışarıya olumsuz verirsiniz ve geriye olumsuz gelir.  
Pek çok kişi için, bu fikir çok nettir, inanılması güçtür.  Sizin için de öyle mi?  Bütün söyleyebileceğim dünyayı her seviyede, her yerde, her koşulda döndüren bu prensibi belki de henüz araştırmamış olduğunuzdur.  Belki de özel olarak duygular, genelde ise eylemlerinizin sorumluluğunu almaya ve görmeye henüz hazır değilsiniz.  Belki de sezgisel olarak düşündüğünüz veya yaptığınız şeyin sonuçlarını bilirsiniz ve bu sonuçları kabul etmek çok acı vericidir.  Belki de her küçük olayın hem etki hem de tepki olduğunu, yerleşmekte olan bir domino taşı olduğunu ve sonra da hat boyunca bir sonraki domino taşının konduğunu kabullenmek size uzak gelir.  
Eğer insan davranışının bu kesin yasasını görebilir ve anlayabilirseniz, o zaman arabanızı trafikte aniden durdurmanız gerektiğinde, kafanızı kontrol paneline çarptığınızda, neticedeki acının kendi eyleminizin geri dönüşü olduğunu fark edersiniz.  Bunu görün, kabullenin ve başka hiç kimseyi, hiçbir zaman, hiçbir şey için tekrar suçlamazsınız. Aynı zamanda düşüncelerinizin niteliği ve eylemlerinizi ayırt etmek hakkında da daha uyanık olursunuz.
Veya belki de tüm bu “etki-tepki yasası” sizi sadece cevaplananlardan ziyade cevaplanmayan daha fazla soruya yöneltir.  Belki de kendinizi başkaları, hava, hayat hakkında şikâyet, ağlama ve sızlanma eski alışkanlığının tuzağına yakalanmış bulursunuz.  Bu sizin çalmaya devam ettiğiniz eski plağınızdır.  “Hayat kötü” isimli plağı çalmaya son verin ve “hayat iyi, harikulade, fevkalade” isimli yeni bir plağı kaydetmeye başlayın.  Dışarıya bu olumlu enerjiyi yollayın ve kesinlikle böyle hissetmeye başlarsınız ve ayrıca kendinize çekeceğiniz şeyler de böyle olur.  Buna sadece niyet etmeniz gerekiyor. Bu kadar basit!
Etki-tepki yasası yaptığınız tüm eylemlerin kaydıdır ve daha ziyade gündelik farkındalığınızın dışında, bilinçaltınızda bulunur.  En derin seviyede, bu kayıt inançlarınızı kapsar.  Eğer başkalarının söz ve eylemlerinin duygularınızı etkileyebileceğini öğrenmişseniz, o zaman eylemlerinizin kaydını buna uygun olarak yaratırsınız.  Kişiliğinizin içinde tepkisellik özellikleri ve alışkanlıkları yaratırsınız.  Kendinizi tepkisel bir kişi olarak yaratırsınız.  Sizi incittiğine inandığınız başka kişilere görünür ve görünmez enerji paketleri yollarsınız.  Bu paketler olumlu enerji bulundurmazlar ve geri gelmeleri pek uzun sürmez.
Bu kötü küçük paketleri yollamadan önce, ilk olarak onları yaratır ve sonra bunları kendiniz hissedersiniz, sonuç olarak ise kendi yarattığınız şeyle kendinizi incitirsiniz.  Bunun bir alışkanlık, sonra da kendi kişiliğinizde kalıcı bir demirbaş haline gelmesi uzun sürmez.  
Diğer bir deyişle, birisine öfkelendiğinizde, ilk ve en çok acı çeken kim olur?    Sonra, yanlış bir şekilde incinmenize neden olduğuna inandığınız kişiyi her gördüğünüzde, öfke ve acı plağınızı yeniden çalarsınız, böylece de mutsuzluğunuzun sorumlusunun siz değil de onlar olduğuna dair yanılsamayı kuvvetlendirirsiniz.  Eğer bu tepki örneğini desteklerseniz, etki-tepki yasası sadece genişleyip ilişkilerinizde “dalgalar” meydana getirmez, fakat neticede o kişiyle iletişime girdiğinizde sakin, tutarlı, huzurlu ve olumlu kalabilmeye dair becerinizi “sakatlar”.  Zaman içinde bu, o kişiyi hatırlatan her hangi bir kişiyle olan iletişiminize de bu yayılacaktır. Ve sonra herkesle olan iletişiminize de zarar verir.  Bunu çözmedikçe, orijinal eylemin dayandığı yanılsamayı yok etmedikçe, acınıza (öfkenize) nedeninin, onlar olmadığını fark etmedikçe ve kabullenmedikçe, hayatınızda zihinsel ve duygusal olarak sakat kalırsınız.
Başka bir örnek alalım.  Diyelim ki çok fazla endişeleniyorsunuz.  Zihinsel ve duygusal düzeyde bir endişe örneği, bir endişe kaydı yarattınız.  Bu kaydı kendi bilincinize yerleştirmenizin üzerinden çok geçmeden, o “sizi çalmaya” başlar. Bir alışkanlık haline gelir.  Hatta bununla özdeşleşirsiniz ve bazen “Ben böyle endişeli bir kişiyim” dersiniz.  Hatta muhtemelen endişelenmenin iyi olduğuna dair yaygın inançla kendinizi doğrularsınız.  Hatta kendi kendinize “ Ben endişeliyim, çünkü bu ilgilendiğimi gösteriyor!” dersiniz. Bu elbette ki tamamen saçmadır, çünkü endişe korkudur, ilgi ile sevgi ise iki kutup kadar zıttır.
İsterseniz bunu izleyelim ve nereye götürdüğünü görelim. “Endişe” şimdi bilincinize kaydolmuş ve sabitlenmiştir.  Hayatta geçmiş olumsuz bir anıyı tetikleyen her hangi bir şeyle tetiklenir.  Endişe gerçekten de olumsuz bir şekilde algılanmış olan geçmiştir, yeniden paketlenir ve geleceğe yansır. Bu, bir kez daha acı çekmeniz demektir ve muhtemelen, sabah kahvesi esnasında arkadaşlarınızla bir “endişe sohbeti” yaparken,  acınızdan keyif aldığınıza dair bir yanılsamaya sahipsinizdir.  Bu aynı zamanda da şu anda yaşamamanız demektir.  Daima geçmişte ve gelecekte olan endişeler içinde yaşayarak, kendi hayatınızı kaçırırsınız.  
Endişe alışkanlığınız sizi, endişeleriniz için hammadde elde ettiğiniz geçmişin ve bunu yansıttığınız, var olmayan geleceğin tuzağına düşürmüştür, sonuç olarak şu andaki hayatı kaçırırsınız.  Tüm bunlar bilincinize kaydettiğiniz endişe alışkanlığını değiştirmeyi seçinceye kadar değişmeyecektir.  Bu, endişelenmenin iyi ve gerekli olduğuna dair yanılsamayı görmeyi, her hangi bir şey için endişelenmenin sadece “bir felaket fantezisi” olduğu gerçeği ile yok etmeyi gerektirir.  Bu zaman ve enerji israfıdır.  Şu anda hayatınızda olup bitenler için,  felaket içeren gelecek imajları yaratma güdüsü yerine, olumlu yanıtlar koymak demektir. Aksi halde “endişe” sizde kalıcı acıya neden olacaktır.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder